Bazı karartılar vardı, ya da bazı yerlerde ışık
yoktu. Nereden baktığına bağlı…
27 Haziran 2012 Çarşamba
24 Haziran 2012 Pazar
15 Haziran 2012 Cuma
Y-L-N
Yalın: Karmaşık olmayan.
Yalın-ım: Karmaşık değilim.
Yalın-ız: Karmaşık değiliz.
Yalın-ız-ım: Karıştı...
12 Haziran 2012 Salı
Ağacın Arkasındaki
Gövdesi gövden kadar ya da daha geniş bir ağaca doğru
her yürüdüğünde, senin kadar birisi de, ağaç köşe kabul edildiğinde ağacın
bulunduğu noktadan senin bulunduğun noktaya doğru çizilebilcek doğru parçası
ile onun bulunduğu noktaya doğru çizilebilecek doğru parçası yüz seksen derecelik
bir açı oluşturacak biçimde ve bu konumu sürekli koruyarak seninle aynı hızda
sana doğru yürümeye başlar ve sen onu hiçbir zaman göremezsin.
9 Haziran 2012 Cumartesi
7 Haziran 2012 Perşembe
Sanat ve Edebiyat Üzerine
Sanat ve edebiyat en
işlevsel açıklayıcı bilim(explanatory
science) dallarıdır. Bir sınıflandırmaya göre iki tür bilim vardır.
Bunlardan biri öngörücü(predictive),
diğeri de açıklayıcı(explanatory)dır.
Bunlar bir bütün olarak bilimin
farklı özellikleri olarak da kabul edilebilir. Buna göre bilim, olan biteni açıklar
ve olacakları tahmin etmeye çalışır. Bir şeyin bilimsel sayılabilmesi için bu
özelliklerden birisini taşımasının yeterli olup olmadığı ise ayrıca
tartışmalıdır. Buna ilişkin tartışmalar bir yana, sırf açıklayıcı olma
özelliğini taşıyan bir uğraşının bilim olduğu kabul edilirse, sanat ve edebiyatın
da birer bilim dalı olduğu sonucuna varılır. Ayrıca, bunlar tüm açıklayıcı
bilimler arasında da en işlevsel olanlarıdır. Sanat ya da edebiyat olmayan
diğer tüm açıklayıcı bilim türlerinin amacına ulaşmak, yani açıklamak için
ciltlerce ürün ortaya koymasının şart olduğu bir konuda sanat ve edebiyatın
aynı sonuca tek bir söz, tek bir ses, tek bir renkle ulaşılabilme imkanı
vardır. Hem de çoğu zaman sanat ve edebiyat bu çerçevedeki amacına ulaştığında,
yani açıkladığında, diğerlerine göre çok daha etkili olur. Bir örnek verelim.
Acaba “Irsi Monarşi”yi şu satırlardan daha iyi anlatabilecek bir siyaset bilimi
veya hukuk eseri yazılabilir mi?
“YILAN
Hatırlarım, güzel güneşli bir gündü. Kır
gezintimiz sırasında, o koca yılan babamı sokup öldürdü.
Böylece kabilenin başına ben geçtim.”
Ferit
EDGÜ, “Yılan” Leş- Toplu Öyküler- içinde,
Sel Yayınları, İstanbul 2010, s. 131.
6 Haziran 2012 Çarşamba
Sözlü Esli Üç İkilik
Koşturuyordu durmadan, uzun boylu sarı kız,
Kafa sersem dumandan, uzağında kalmışız,
-Kafasını kaldırdı.-
Bize baktı bir süre, başta aldırmıyordu,
Giderken süzdü bizi, hiç de çaktırmıyordu,
-“Gitme” dedik.-
Cevap vermedi, belki duymadı gitti,
Geri gelmedi, her şey orda bitti,
-Beraber ayrıldık.-
Kafa sersem dumandan, uzağında kalmışız,
-Kafasını kaldırdı.-
Bize baktı bir süre, başta aldırmıyordu,
Giderken süzdü bizi, hiç de çaktırmıyordu,
-“Gitme” dedik.-
Cevap vermedi, belki duymadı gitti,
Geri gelmedi, her şey orda bitti,
-Beraber ayrıldık.-
Düş Kırıklığı
Gördüğümüz düşlerin gerçekleşmeleri halinde dahi bizi
sandığımız kadar mutlu etmeyeceklerini bilir, bunu yaşadığımızda da çoğunlukla fark ederiz.
Bu yaşantıya da düş kırıklığı deriz. Öyleyse düş kırıklığı, sadece düşlerin
gerçekleşmemesi değil, aynı zamanda beklendiği gibi gerçekleşmemesi halinde de yaşanan duygudur. O halde bir düşün gerçekleşmesi de, gerçekleşmemesi
de düş kırıklığına yol açar. Oysa her durumda yaşantımızın düş kırıklığı
olacağı gerçeği, düşlerimiz gerçekleşmediğinde bizi avutmaz. Gerçekleşen
düşlerin yol açacağı düş kırıklığını, gerçekleşmeyen düşlerin yol açacağı düş
kırıklığına tercih ederiz. Adalet, düş kırıklığının da hak edildiği gibi yaşanabilmesini talep eder.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)