Sanat ve edebiyat en
işlevsel açıklayıcı bilim(explanatory
science) dallarıdır. Bir sınıflandırmaya göre iki tür bilim vardır.
Bunlardan biri öngörücü(predictive),
diğeri de açıklayıcı(explanatory)dır.
Bunlar bir bütün olarak bilimin
farklı özellikleri olarak da kabul edilebilir. Buna göre bilim, olan biteni açıklar
ve olacakları tahmin etmeye çalışır. Bir şeyin bilimsel sayılabilmesi için bu
özelliklerden birisini taşımasının yeterli olup olmadığı ise ayrıca
tartışmalıdır. Buna ilişkin tartışmalar bir yana, sırf açıklayıcı olma
özelliğini taşıyan bir uğraşının bilim olduğu kabul edilirse, sanat ve edebiyatın
da birer bilim dalı olduğu sonucuna varılır. Ayrıca, bunlar tüm açıklayıcı
bilimler arasında da en işlevsel olanlarıdır. Sanat ya da edebiyat olmayan
diğer tüm açıklayıcı bilim türlerinin amacına ulaşmak, yani açıklamak için
ciltlerce ürün ortaya koymasının şart olduğu bir konuda sanat ve edebiyatın
aynı sonuca tek bir söz, tek bir ses, tek bir renkle ulaşılabilme imkanı
vardır. Hem de çoğu zaman sanat ve edebiyat bu çerçevedeki amacına ulaştığında,
yani açıkladığında, diğerlerine göre çok daha etkili olur. Bir örnek verelim.
Acaba “Irsi Monarşi”yi şu satırlardan daha iyi anlatabilecek bir siyaset bilimi
veya hukuk eseri yazılabilir mi?
“YILAN
Hatırlarım, güzel güneşli bir gündü. Kır
gezintimiz sırasında, o koca yılan babamı sokup öldürdü.
Böylece kabilenin başına ben geçtim.”
Ferit
EDGÜ, “Yılan” Leş- Toplu Öyküler- içinde,
Sel Yayınları, İstanbul 2010, s. 131.